Sevmek ve Sensizliği Yaşamak

AnLaSevgimi.Com Türkiye'nin En Güvenilir Sohbet Sitesidir.

Sevmek ve Sensizliği Yaşamak

Sahi neydi seni sevmek, seni sevmenin tarifi nasıl yapılırdı ki bu aşık gönlümde.
Şimdi anlatmaya kalksam içim yanmaz mı yeniden. Varsın yansın bu deli gönül, seninle
mutluluğu tatdı senin anılarınla da çıra gibi yansın.

 

Bak şimdi senden, seni sevmekten bahsedecem ya nasıl da güldürdün gözlerimi yeniden.
Kaç kereler sordum kendime ben bu adamı hangi ara bu kadar çok sevdim diye. Yine o
kahrolası beni sana aşık eden o gülüşün geldi aklıma zaten hiç gitmediler ki. Dışardan
bakanların ”Ne kadar asık suratlı, sert görünümlü”ağzını açtığında ”Ne kadar kaba”
dedikleri adamın içinde gizli kalan o çocuksu masum gülüşü bir tek ben keşfettim sanırım.
Severdim seni hemde nasıl severdim kimselerin hatta sen sevdiğim adamın aklının ucundan
gecemeyecek kadar çok severdim. Biliyor musun biz daha beraber değilken bile gizli gizli
severdim seni biliyorum derdim kendime evet biliyorum bir gün O da beni sevecek. Benim
sevgim ne ki derdim O bilse O’nu ne kadar çok sevdiğimi utanır kendinden, belki beni benim
O’nu sevdiğimden daha çok sever biliyorum derdim. Kocaman bir yılı bana bir gün gelip
kendisi kısacık ama anlamı ne kadar derin olan ”ben de seni seviyorum” şu iki kelimeyi
söylemen için seni içimden gizli gizli severek geçirdim.

Bir yerde okumuştum tam da beni anlatıyordu ”Neyi gönülden istersen RABBiM sana onu
er ya da geç verir”, ”Gönülden edilen duaları RABBİM kabul eyler”diyordu yazıda. Gerçi
kaç kereler dualar ettim ama bu gördüğüm yazı daha da ayrı bir şevk kattı bana. Daha çok
dua etmeye başladım daha çok göklere gönderdim sana olan yakarışlarımı. O olsun diyordum
sadece daha ne isterim ki bu hayatta ben bütün sıkıntıların üstesinden tek başıma gelmeye
alışmıştım zaten. Şükürler olsun RABBİM‘e dualarımı kabul eyledi sonun da benim için artık
nefes almak kadar önemli olan seni verdi bana. Sanki biri eliyle ”Al artık dünya senin oldu
der gibiydi dünyam sendin zaten. Sen vardın ya artık hayatımda yanımda daha ne isterdim ki.
Kaybettiği topunu bulan çocuklar kadar mutluydum. Yine o gülüşün geldi aklıma.

Bak sen de gördün mü nasıl da duraklattı o gülüşün beni yine. Şimdi anlıyor musun ben
seni ne büyük ne güzel sevmişim. Bazen seninle yaptığımız sohbetler geliyor aklıma
birbirimize daha çok bağlandığımız zamanlarda ki sohbetler.”Seni Seviyorum”derdin hani
ben seni senden önce de seviyordum ya ”Ben daha çok seviyorum ”derdim hep. Kızardın bana
Ne yani ben seni az mı seviyorum” derdin. Anlardım kırılacağını hemen ”Yok derdim sen
de beni çok Seviyorsun”. Seni kırmak ölümdü bana. Severdin de ya biliyodum yalan söylemezdin
sen, beni severdin. Hafif bir soğuk olsam ”Sen de bişiler var”derdin ”Soğuksun”,
”Yoksa artık beni sevmiyor musun sıkıldın mı benden” derdin. Biliyordum kaybetmekten
korkardın beni. Hatırlar mısın bir gün ayrılık konuşması yapmıştım sana yok diyordum
ilgisizsin bana ben yapamıyorum en iyisi ayrılmak dedim. Nasıl yaptım o konuşmayı bir
bilsen içim acıya acıya yüreğim kanaya kanaya. İyi ki de yapmışım bee ertesi gün daha da
bir başka sarıldın bana daha bir başka yeltendin umutlarıma elimi daha bi sıkı sıkı tuttun,
”Sanırım kaybetme korkursu dedin”. Senin de dillerindeydi artık Rabbim bizi ayırmasın cümlesi.

Seni Sensizliğin İle Yaşamak Öyle Zormuş ki

 

Bir gün bir sohbette çiçek konusu açıldı ”Ben hiç kimseye çiçek almadım almam da”dedin
UTANIRIM”. NAsıl da hırs yapmıştım, ben hiç kimse değilim dedim kendi kendime, birbirimizi
bu kadar çok seversen senin gözünde hiç kimse olduğumu düşünmek de neydi. İlla ki bir gün bana
çiçek alır diyordum. Gerçi bende hediye çiçekleri sevmezdim solar giderdi neticede. Hatta açtım
da sana bir konu da bana çiçek alır mısın dedim, ”Ben utanırım”dedin kapattın konuyu. Ne
kadar ağrıma batmıştı, yoksa ben de mi hiç kimselerdendim diye düşünür oldum. Bebekleri severdim
ben oyuncak bebekleri ”İşte onu alırım, gerçi sen bebeksin daha”daha derdin, ”safsın
masumsum bu masumiyetini hiç kaybetme”.

Seninle beraberken kendimi mutsuz hissettiğim ağladığım günler de olmadı değil tabi.
Sevdaydı ya adı üstünde gülücükleri de vardı içinde göz yaşları da. Seninle gülücüklerin
sonu gelmez derken, senin için her ağladığım da bu O’nun için son ağlayışım derdim bir
daha O’nun için ağlamıcam. Kim bilir kaç kere bu son deyip seni düşünüp ağladığım olmuştur.

Bak yine ağlattın beni.

Saklamazdık hiç birşeyi birbirimizden ne olduysa anlatırdık yalansız. Zaten sözümüzdü
ne olursa olsun birbirimizden saklamıcakdık. Seni mutlu etmek adına elimin ötesinden geleni
yapmaya amadeydim ben yapardım da bilirsin, beni en iyi sen bilirdin. Sahi mutlu muydun sen
de benimle. Nasıl cevap verebilirsin ki artık. Söylesene herkesin gıptayla baktığı biz ne
oldu da ayrı düştük, ne oldu da ben sensiz hem yetim hem öksüz kaldım. Nasıl anlatılır şimdi
sana olan bu özlem hangi kelime yıkılmadan sağlam kalır ayakta bu hasretin yanın da. Sen
gittin ya usul usul benden nasıl anlatcam ne dicem ki ben şimdi, insanın kalbi ağlar mı hiç
senin gidişin gibi usul usul ağlarmış bunu senin gidişinle anladım. Ben susim en iyisi
tıkandım kaldım gözyaşlarıyla yine, dinlediğim şarkı ne güzel de anlatmış sana olan
içimdekileri ”Kime bu kadar inat kime bu kadar öfke yabancı mı olduk biz seninle ben mi
yanlış yaptım seni delice severken dualarımda bir Allah bir sen vardın”. Resimlerine baktım
şimdi nasıl bir adamsın sen yokluğun da bile beni aynı anda hem güldürüp hem ağlatmayı nasıl
becerebiliyorsun. Sana olan SEVDA Sözlerinin bittiği yer sanırım burası.

Ağlamak Geliyor İçimden Tutamıyorum Artık Göz Yaşlarımı

Bazı zamanlar düşünüyorum da Rabbim senin için ettiğim dualarımı bir bir kabul eyledi.
”Al dedi madem bu kadar çok istiyorsun O’nu veriyorum sana”, benden gitmemen için de ayrı
bir dua mı etmeliydim acaba. Yoksa aşk sevda işleri duaya bakmaz mıydı seven insan gönülden
mi severdi. Dualar Allah mutluluğumuzu daim kılsın adına mı olmalıydı. Seven insan belli
ederdi zaten sevdiğini, gerek var mıydı Papatyaların canını boş yere yakmaya.

Yokluğunun ilk günleri nasıl da yakar canımı, ölmek gibi birşey bu. Yok öyle bende batan
güneş, parlamayan yıldız, doğmayan sabah o ne öyle Allah Aşkına masal kitabı içinde miyiz?
Aşk yaşadım ben ya sevdamı yaşadım ya da yaşadım sandım kendimi kandırdım. Kalbimi çıkartmak
istiyor birileri yerinden sanki, yok diyor inatla benim yerim burası. Nasıl da can çekişiyor,
kendime kızıyorum onu bu duruma ben getirdim diye. Lanetler yağdırıyorum kendime, neyin
günahını çekiyorum acaba, isyanların için de sınanıp duruyorum. Senli geçen günler gidişin
geliyor aklıma, gülüşün geliyor gözlerime, içtiğim sigaraların hatti-hesabı yok yine. Bilirim
beni bu içtiğim sigaralar değil senin özlemin öldürecek bilirim. Söz verdim ya kendime bir daha
senin için ağlamıcam diye ağlayamıyorum da, oysa bir bilseniz doya doya nasıl da ağlamak isterim,
belki içimin sızısı bir nebze geçer umuduyla ağlamak istiyorum. Düşündüm kaldım; nasıl biterdik
biz, bu değildi bunlar değildi konuştuklarımız, huzurumdun sen benim böyle gidemezdin gittin içimin
yanginiyla ben huzursuz kaldım. Geçer dedim kendime geçecek, bu yandın da elbet bir gün yerini
küle bırakacak canım çok yanacak biliyorum ama öyle yada böyle geçicek, biticek zamanla külü
de dumanı da kalmıcak artık.

Korkuyorum da bir yandan aslında seni unutmaktan, artık seni sevmemekten senden
vazgeçmekten, seni soranlara O kim tanımıyorum demekten korkuyorum, yerine başka bir insanı
katmaktan korkuyorum. Aradan yıllar su gibi akıp geçse de sen hep içimde yaşa istiyorum,
artık beni sevmediğini de biliyorum ya hani varsın olsun beni sevmesin diyorum, sen yine de
içim de yaşa istiyorum. Mühürlemek istiyorum kalbimi kimselere açmak istemiyorum. Ne karmaşık
duygular yaşatıyor bana yokluğun bazen de unutmalıyım diyorum sonsuza kadar unutmak ve
asla hatırlamamak.
Sensiz de yaşamayı öğrettin ya hani bana sana sonsuz teşekkürler…….

Kim bilebilir ki yarınlarını. Belki bir gün tamamıyla bende unutucağım, sadece anıların
canlanacak içimde iyi-kötü günleri hatırlayacağım. Sessiz sedasız yürüdüğüm yollar da bulacağım
seni, dinleğidim şarkılar da anımsayacağım O da bu şarkıyı çok severdi diyeceğim duygusallacağım.
Belki birileri konuşurken bir sohbettin özün de duyacağım Seni gizli kalmış cümlelerin
için de, onlar konuşmaya devam ederken ben Sen’li anılara dalıp gideceğim. Belki dostlarım
kendi aşklarından bahsederken hatırlayacağım ben de O’nu aynı böyle hatta daha da çok sevmiştim
diyecegim hafifce gülümseyeceğim. Ya da beni üzdüğün için hırs yapacağım seni içimden söküp atacağım.
Kim bilir….

Kadın erkek ne fark eder tüm dünya da yaşanan aşkların çoğun da aynı acılar, aynı özlemler,
aynı yaralar var biliyorum. Aşk acısı ayırt etmiyordu ki zaten kadını erkeği alıyordu içine
tozu dumana katan hortum misali. Kim demişti ”Gözyaşları hep aynı renktedir” diye. Üstüne
alınan yoksa ben dedim işte. Gelene gidene unutana-unutturana, ağlatana-güldürüne, ardında
bir iz bırakmadan terk edene-gözünde sadece yaşı terk edilene, seviyorum diyip kandırana-seviliyorum
diyip inana, çok severken çaresizlik içinde kıvranıp bir çıkış yolu bulamayana-çok severken
ayrılmak zorunda kalana, bir daha sevmicem diyip aşka tövbe edene-aşk yaransından doymayan
yeniden aşka inanıp yeniden sevmeye başlayan sana, size söylüyorum işte hepinizin göz yaşları
aynı renk, geçtiğimiz yollar aynı. Bir o kadar da geçmeyen acılarımız baki.

İnsanlardan medet umar bir hale düştük artık can yakan avuntular daha çok hüzün kattı
acılarımıza. Ah bi de o teselliler yok mu hani insanın canını daha çok yakan teselliler,
her şeyi zamana bırak diyenler, sen burda üzülürken o şimdi hangi gönülde sevda sözcüklerini
fısıldıyordur diyenler. Ne yalan söyleyim zaten hiç sevemedim bu zaman kavramını, hiç bir
konuda sevemedim. Olacağı varsa birden olurdu herşey benim gözümde. Zaman diyip unutmanı
isteyenler. Zamanla o da sever dediler sevemedik-sevilemedik, zamanla unutursun aklına
gelmez bile dediler unutamadık. Neyin zamanıydı ya aşık olurken zaman mı dedik sevdik işte,
sahi hangi ara bu kadar çok sevdik biz kim verebilir bana bunun cevabını. Kendi kabuğumuza
çekilir olduk artık, gün geçtikçe büyüyen acılarımızı kendi içimiz de tek başımıza yenmeye
çalıştık başarabildik mi peki ben kendi adıma başaramadım.

Rabbim sadece insana bahşetmişti sevme hissini, hiç bir kitapta yazmıyordu okunarak
öğrenilemezdi, bizim içimizdeydi içten gelen bir duyguydu.

Aşk adam gibi sevene yakışırdı
en çok. Kalbinde şefkat, saygı, özlem, merhamet, sabır, huzur bulundururdu seven kişi.
Sevmenin sevdalanmanın zamanı yoktu gönülde, ummadığın anda bulurdun kendini içinde ve
kıymeti bilinseydi şayet; ne güzel duyguydu birini sevmek, cana can katmak, nihayetinde
yaralarını saracaktı seven. Bir ekmeği kalabalık bir sofra da bölüşmek gibiydi. Var mıydı
şu iki günlük dünya da insanı bundan daha mutlu edecek birşey. Sevda uğruna neleri göze
almaya razı geldik bir de affetmeleri pişmanlıkları kattık kalbimize. Yaşamak için su
yemek nasıl gerekliyse sevgi de gerekti insana, sevilene nefesti, sevgisi ne kadar büyükse
o kadar seviyordu yaşamı insan o kadar haz alıyordu hayattan. Madem sevmek bu kadar anlamlı
o zaman daha çok sevmeliyim diyordu kendine, daha çok sevmeliyim. Aşık insan her yeni güne
aşkını keşfetmekle uyandı, yeni huylarını, yeni özelliklerini öğrenmeye çalıştı, en çok neyi
sever diye düşündü, ne yapsam da hangi sürprizle çıksam karşısına da onu mutlu etsem yüzünü
güldürsem dedi kendine. Tek amacı değer katmaktı sevdaya acaba bugün nerde, neler yaptı
demekti, gününü nasıl geçiriyor bilememekti merak etmekdi, mutsuz muysu yoksa birileri üzmüş
müydü sevdiceğini kalbi sızlamaktı.

Benli cümleler kullanılmayacaktı artık, Biz’le diye başlayacaktı satır satır herşey.
Uykusuz gecelere son verecekti sevgisi, sevda sözcüklerinin hepsi ezberlenecekti, yeni yeni
anlamlar yükleyecekti sözcüklere, umutlar sevinçler bir bütün olacaktı bedenin de, huzur
saatleri başlamıştı artık. Sabırla beklemeyi öğretmişti sevdası artık ona da kavuşma günü
geldikçe aklına ”Hasret çekmek ne güzel” diyordu, belli ki özlemi de sever hale getirmişti
kendine. Seven kalp taşlaşmazdı asla, kötülük nedir bilmezdi, yüzü gülerdi, egosu kalkmıştı
ortadan, her duruma olgunlukla bakardı, tebessümle cevap verirdi sorulan sorulara. Bazı
davranışlar affedilmeye kabul görülürdü, bazı hatalar da özrü gerektirirdi ardında ve
affetmeyi, özür dilemeyi öğrenecekti seven. Uykularından mutlu uyanacaktı, ayakları daha sağlam
basacaktı, günleri daha bir keyif için de geçecekti, her gece başını yastığına daha bir
rahat yaslacaktı vicdanıyla çakışıp kalmacaktı. Artık ne kırıldığı vardı ne de incindiği,
özre gerek duyulan cümleler kaldırılmıştı bundan böyle lugatından. Saygıyla sevgi hep bir
arada olduktan sonra kim engel olabilirdi ki sevene sevilene, karşılarına çıkan her engeli
mutlak yenerlerdi beraberce.

Gün gelecek anlaşamadıkları konular da olacaktı elbet. Ufak-tefek atışmalar da yaşanacaktı
aralarında. Öğrenmişlerdi bu durum karşısında nasıl davranacaklarını artık. Günleri beraber
geçirdikçe daha iyi tanırlardı birbirlerini, bilirlerdi kim neyden hoşlanıyor, en çok neyi
seviyor, hangi davranışta kırılıyor. Ve en önemlisi kırıldıklarında nasıl gönül alacaklardı
bilirlerdi.

 

Tabi ki çıkacaktı karşılarına engeller, aralarını bozmak isteyen kötü kalpliler. Güven
vereceklerdi birbirlerine madem bu yola beraber çıkmışlardı sadece güven diyeceklerdi. Var
mıydı sevenler arasında bundan daha kuvvetli bir bağ, ağaca yaslanır gibi yaslayacaktı
sırtını, gölgesi gibi yanın da olacaktı her daim. İki gönül birbirini karşılıklı sevdikten
sonra, el ele verecekti önlerinde bulunan bütün engelleri kolaylıkla aşarlardı. Duymacaktı
kulakları çirkin sözleri, kör edeceklerdi gözlerini kendilerinden başka herkese, kimseleri
katmayacaklardı-karıştırmayacaklardı hayatlarına. Bir arpa boyu yürünemezdi yoksa söylenen
her söze kulak asılırsa ilerleyemezdi aşkları, araya girmek isteyen üçüncü şahısları
yerlerine koyacaklardı yoksa bu aşk da burda mutsuz biterdi. Umutlarına küserlerdi yeni
hayaller kurulamazdı asla. Aşklarının dumanın da kül olup giderlerdi. Tutulan eller asla
bırakılmayacaktı.

 

Sonsuz aşklar da yaşanıldı dünya da, mutlu beraberlikler bir ömür boyunca sonsuzluğa
yolculandı. Mutlu aşklar adına konuşulacak pek de birşey kalmadı aslında onlar zaten
gönüllerinin sahiplerine kavuşmuşlardı, bizlere düşen sadece mutluluklarının daim kalmasını
dilemek olur.

 

Günü yaşadık ama durmadan yarınları kovaladık, yarınları düşledik, gelecek günlerin
hayalini kurduk, daha bu günümüzü bile bilemezken belki bazılarımız gelecek yılların
planlarını bile yapar olduk. Sevda dan başka birşey düşünemez hale geldik. Neydi içimize
bu kadar çoşkusunu katan kendi sevdamız mı yoksa başkası tarafından seviliyor olmak mı?
İnsan sevildiğinden çok kendi sevdasına bakıyor elbet, biraz da sevildiğini hissediyorsa
deyme keyfine. Asla bir gün ayrı düşer miyiz demedik, aklımıza gelmesi bile imkansızdı
bizim için ne de deli ediyordu bizleri bu ayrılık kelimesi.İşte yine o zaman kavramı
çıkıyor karşımıza (asla sevemediğim zaman) zamanla anlıyor insan sevilip sevilmediğini,
hayalleri ölüyor ama iş işten geçiyor.

 

Hangi biriniz sevdaya bir adım atarken yarın bir gün ayrılacağız düşüncesiyle
başladınız ki başlanılmazdı da zaten. Düşünmeyi boş ver, akla gelmesi bile istenilmezdi
çok can yakardı. Ayrılık çanları sonradan çalmaya başlardı hep.

Sevipte Ayrılmak Ne Zor….

Peki ya ayrılmak zorunda kalanlar-bırakılanlar, severken ayrılık yoluna düşünler ne
haldeydi. Onlar nasıllardı acaba hangi durumdalardı. Nasıl bir ruh hali içindelerdi,
yenmişler miydi acılarını kolayca yoksa yeni bir sevdaya mı yelken açmışlardı hemence.
Ayrılmak zorunda kalsalar bile sevdalarına devam mıydı hala yahut bir umut mu taşıyorlardı
içlerinde sessizce. Belki yeniden kavuşuruz diye. Ya da bu yolun daha dönüşü olmaz mı
diyorlardı. Uykusuz geceler, bölünen uykular, zor varılan sabahlar hep onlarla beraberdi.
Aşk acısını çekmek ne kadar zor geliyordu kim bilir. Oysa ne güzel umutları vardı içlerinde,
gerçekleşmesini istedikleri ne çok hayalleri.

 

Sevenleri ayırmak isteyenler ve bu emeline kavuşan kötüler nasıl bir ruh hali içinde
yaşıyorsunuz? Hiç biz zaman anlamadım ve asla da anlamayacağım iki seven arasına neden
ve hangi hakla girilir. Sevgiden bu kadar mı yoksun dunuz, hiç mi sevilip sevilme miştiniz?
Kendi mutsuzluğunuzu başkalarında da görmek hoşa gider bir hal mi almıştı sizlerde, kendi
egolarınızı tatmin etmek çok mu hoşunuza gidiyordu. Bırakın da insanlar birbirlerini istediği
gibi sevsin olduğu gibi kabul etsindi. Kimseye düşmedi sevda üstüne ahkam kesmek, nutuklar
çekmek. Birilerinin üzüntüsü acı çekmesi olgunlaşmamış sizleri daha mı mutlu etti. Seven
insanların ahını almak çok mu hoşunuza gider oldu. Hangi vicdanla uyuyup-uyandınız. Sahi
vicdan var mıydı kararmış kalplerinizde.

 

Aşkın da sonsuza kadar diyenleriniz yalandan mı söylediniz bu sonsuzluk kelimesini.
Seveni sevdasıyla yüzüüstü bırakarak her kavga da çekip gidenlerden mi oldunuz hep.
Sorunlar konuşularak çözülürdü, kaçmakla herşeyi sorunsuz halledebileceğizi mi sanıyor dunuz.
İnsan sevgisinden nasıl kaçardı, sen kaçsan da için de seninle beraber gelmez miydi
gittiğin her yere. Nereye gidersen git, ne yaparsan yap, ne kadar kaçarsan kaç, yüreğinden
atamadıkça bu kaçışınızın da geri dönüşü olacaktı tabi lakin hiç dönmeyenler sizler de
geride kalanın ahını aldınız bilesiniz.

Netice de zordur sevmeyenin seveni olmak
Hangi sebeple ayrılmış olurlarsa olsunlar her iki tarafta ayrı ayrı yaşadı yalnızlığın
hasını. Ne geri de kalanın gözünde yaş, ne gidenin için de pişmanlıklar bir an olsun dinmedi.
Kazananı var mıydı bu savaşın her iki tarafta yenilmişti sevdasında. Galip gelmek hangi tarafa
mahsustu, kendilerini bu yıkıntının içinde nasıl olur da güçlü taraf olarak ilan edeceklerdi.
Sevda adına onca güzel yaşanılması gerekilenler varken neden ayrılıklar girerdi araya.

Sevgiden yoksun bütün kelimeler ayrılığın hüznün den bahseder aslında. Ne kadar çok
kelime var acılarımızı tarif etmemizi sağlayacak, şairler boş yere mi yazdı yoksa ayrılık
şiirlerini, aşkın adamlarıydı hepsi de bilirlerdi ayrılığın verdiği acıyı en iyi şairler
bilirlerdi. Oysa mutluluktan bahsedecek hiç bir kelime yok şuan içimiz de acılarımızla
ayrılıklarımızla baş başayız yine…

 

Kimseye yakıştıramadım ayrılığı. Sevenler kavuşsun istedim her zaman. Ne olursa olsun
hangi sorunlar yaşanılırsa yaşansın hayatta ama yine de sevenler kavuşsun diledim.

 

çiçekleri döküldü diye toprağından vazgeçen ağaç gördün mü hiç sen de sevginden vazgeçme….

rssyoutubeinstagramflickrfoursquaremail
reddittumblr

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
18 yorum
201 views okuma
7 Ocak, 2018
HasLet
HasLet

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar.


Yorumlar



Yorumlar (18 Yorum)

Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?


AnlaSevgimi.Com - Chat Sohbet Odaları Mobil Sohbet Siteleri
error: Content is protected !!