Gülen’in Gül’e mektubu ve dikkat çeken ayrıntılar

AnLaSevgimi.Com Türkiye'nin En Güvenilir Sohbet Sitesidir.

Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdiği mektupla ilgili yazısını köşesine taşıdı.

İŞTE O YAZI…

Gülen’in Gül’e mektubu ve dikkat çeken ayrıntılar

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘e gönderdiği mektup hafta sonuna damga vurdu.

Mektubun aslı yayınlandı.

Mektubu Gül’e götüren Fehmi Koru da süreci anlattı.

Buna göre, yıllarca Zaman Gazetesi’nde görev yapan Koru önce yakın dostluğu bulunan Cumhurbaşkanı’yla, ardından da Başbakan Erdoğan’la görüşüyor.

Sonrasında Cumhurbaşkanı’nın da bilgisi dâhilin-de 21 Aralık’ta Pensilvanya’ya gidiyor.

Hocaefendi ile görüşüyor.

Devlet büyüklerinin son dönem yaşananlara ilişkin duygu ve düşüncelerini aktarıyor.

Hocaefendi de kendi duygularını ve hüznünü paylaşıyor.

Bunun üzerine Koru, bunların bir yazıya dökülmesinin daha iyi olacağını dile getiriyor.

22 Aralık’ta söz konusu mektup kaleme alınıyor.

Koru, mektubu muhatabı Cumhurbaşkanı Gül’e iletiyor.

Aynı gün Başbakan Erdoğan ile de Ankara’da görüşüp, izlenimlerini paylaşıyor.

Yani ortada bir “pazarlık” yok.

“Arabuluculuk” da yok.

Sadece “iyi niyetli bir girişim” var…

Gülen’i mahzun eden 4 husus

Gelelim yazıldığı dönem ve içerik itibariyle tarihi nitelikteki mektubun analizine…

Hocaefendi’nin satırlara yansıyan mahzun olduğu, rahatsızlık duyduğu hususları 4 temel başlık altında özetlemek mümkün.

Birincisi, dershaneleri de kapsayacak şekilde milletin faaliyetleri engellenmemeli, müesseseleri kapatılmamalı.

İkincisi, Camia’ya yönelik itham ve iftiralardan müteşekkil hassaten bir kısım medya üzerinden yürütülen ve dershane tartışmalarıyla aynı dönemde başlayan kara propaganda önlenmeli.

Üçüncüsü, kamuda hukuksuz tasfiyeler/kıyımlar durdurulmalı. Hocaefendi, 17 Aralık’ta açılan soruşturmayı bahane ederek tüm Türkiye’ye gerçekleştirilen tasfiyeler için “KIYIM” benzetmesi yapıyor ve “Biz sussak maşeri vicdan susmaz” diyor.

Dördüncüsü, ülkenin öz evladına, masum Anadolu insanına yönelik yasa dışı fişlemeler, kara listeler bütünüyle sona erdirilmeli.

Çok tartışılan iki konuya cevap

Yolsuzluk ve rüşvet davaları ile ilgili süreçleri Camia ile ilişkilendirme son dönemlerin rağbet gören komplo teorisi oldu.

Gülen, bu konuda çok net bir duruş sergiliyor:

“Devletin kanun çerçevesinde yürüyen işleyişi hususunda emir verme, müdahale etme ya da memurları bir noktaya sevk etme konumunda bulunmadığım Zât-ı alinizin malumudur…”

Gülen, özellikle dershaneler konusunda Camia’nın itirazları üzerinden “Hükümet yıpratılmak isteniyor” iddialarını da aynı netlikte reddediyor.

Mektupta bu husus şu ifadelerle yer buluyor:

“Camia’ya yönelik itham ve iftiralar, müesseselerini kapatma girişimleri nedeniyle, hareketin gönüllülerinin genel ve sosyal medya aracılığıyla elden geldiğince nezaket çerçevesinde hukukun gereklerinin seslendirildiği” yani demokrasi çerçevesinde hukuki itiraz hakkının kullanıldığı ifade ediliyor.

Hizmet’e saldırılıyor çünkü…

Gülen’in tarihi mektubunda çok dikkat çekici bir durum tespiti ve çarpıcı bir uyarı yer alıyor.

Camia’ya yönelik kara propaganda yürütüp, hükümet karşıtı faaliyetlerin içindeymiş gibi göstererek, süreçlerle hiç ilişkisiz insanları bile fişlemeler ve kıyımlara tabi tutanların, müesseseleri kapatma niyetiyle hareket edenlerin amaçlarına yönelik şu tespite yer veriliyor:

“Dünyanın dört bir tarafına dağılmış ve Allah’ın inayeti, Zât-ı devletleriniz gibi kıymetli dostların himmet ve himayesiyle sürekli genişleyen Hizmet Hareketi’nin -maalesef- önünü kesmeye matuf gayretler olduğu aşikâr hale geldi.

Bu yakışıksız engelleme faaliyetle-rinin -önceden olmamakla birlikte- ha-reketin büyümesi ve genişlemesiyle eş-zamanlı olarak arttığı görülmektedir…”

Ardından da, hizmetlerin önünü “örgüt” ya da benzer yaftalamalar ile hukuk dışına taşarak kesme gayretleri için, bunun sadece Camia’ya değil diğer tüm cemaat ve vakıf girişimlerine de zarar vereceği ikazında bulunuluyor:

“Süleyman Efendi’nin talebeleri-nin, İlim Yayma Cemiyeti’nin, Menzil mensuplarının ve diğer meşreplerin/ mesleklerin de aynı muameleye maruz kalmayacağı nasıl söylenebilir?!.”

Başbakan’la paylaşılsın istedi

Mektubun içeriğine ilişkin daha çok analiz ve yorum yapılabilir.

Şu bir gerçek ki, mektup sonrası bir daha sohbet yapmayan, tansiyonu düşürme gayreti ile hareket eden Hocaefendi’nin “dostluk elini tutma” gayreti en azından hükümet tarafından kabul görmemiş.

Gülen’in, Gül’ün misafirinden “Gelişinizden Başbakan’ın da bilgisi olsun” talebi ile mektupta yer alan “Bahse konu hususların Sayın Başbakan’la da paylaşılmasını arzu ederim. O da okusun” satırları dikkat çekiyor.

Kanaatim o ki, bu yolla “Gül ile Erdoğan arasına fitne sokuluyor” karalamalarına fırsat vermemek, hükümete yönelik de mesafeli olunmadığı fiilen gösterilmek istenmiş.

Mektupta yer alan “Dün neredeysek şu yaklaşan seçim sürecinde de aynı yerde ve çizgide duruyoruz” vurgusu da bunu teyit ediyor.

Sonuç olarak, Gülen’in kendi isteği dışında açıklanan mektubu, çok önemli uyarılar ve tarihe not düşen tespitler içeriyor.

Camia’nın hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasiden yana olma, sulh ve diyalog çizgisini koruduğunu net olarak gösteriyor.

Mektup samimi dili ve yazarın nezaketi ile en hassas konuların dile getiriliş yöntemi adına üslup dersi de veriyor.

rssyoutubeinstagramflickrfoursquaremail
reddittumblr

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
49 views okuma
7 Ocak, 2014
admin
admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar.


Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?


AnlaSevgimi.Com - Chat Sohbet Odaları Mobil Sohbet Siteleri
Assign a menu in the Left Menu options.
Assign a menu in the Right Menu options.
error: Content is protected !!